coronavirüsün birçok ülkede hızla yayılmaya devam etmesiyle birlikte birçok şirket de home office – evden çalışma – düzenine geçme kararı aldı. ve bingo! bir sürü insan da ilk kez evden çalışmaya başladı. oldukça he ye can verici?

ilk işime girdiğimde (16 yıl önce) evden çalışacağımı söylediklerinde bu bana “çok” ama “çok” iyi bir fikir gibi görünmüştü. bir bakışta çok çekici duran ama yanında ter kokusundan duramadığınız insanları bilirsiniz. o zaman farkında değildim ama çok geçmeden anlayacaktım ki karşımda günlerdir yıkanmamış biri vardı.

çalıştığım yerden de biraz bahsetmeliyim; öncelikle şirketteki çalışan kişisi çok azdı, 5-6 kişiydik sanırım. ofisimiz şehrin alakasız bir yerlerindeydi ve pek ofis gibi değildi. danışmanlık firması olduğumuz için dışarıda yapılan toplantıları saymazsak zaten bütün gün bilgisayar başındaydık ve sanıyorum o dönemki yöneticim de şehrin öte yanındaki ofise gitmek istemediği için “evden çalışma” konusuna sıcak bakıyordu. kendisini tanısaydınız anlardınız ki çalışanların rahatlığı gibi bir arzusu yoktu.

bana laptop vermişler miydi hatırlamıyorum, sanırım vermemişlerdi. çünkü toplantı notlarını kağıt kalemle tutup sonradan temize geçiyordum (bunu çok net hatırlıyorum – hafızanın sürprizli oyunları). ama vermiş de olabilirler ve onu toplantılarda kullanmam yasak da olmuş olabilir. karışık işler (ya da çok eskiden kalan, bayat anılar da denilebilir).

evden çalışacak olmamı ailem de arkadaşlarım da keyifle karşıladı. hayatımı kendim planlayabilecek, gün içinde işlerimi yaparken ıvır zıvır işlerimi aradan çıkarabilecek, günü daha verimli kullanabilecektim. 3 ay sonra, 2-3 gündür evden çıkmamış halimle, sigara kokan ufacık odamda yatağa oturmuş bilgisayar başında çalışacağım aklımın ucunda bile yoktu.

odamda bilgisayarımla, yatağım neredeyse bitişik olduğu için sabah – akşam bilgisayar başındaydım. bir noktada sürekli çalışır hale geldim. zaman algımı kaybetmiş, o excel dosyasından bir power point dosyasına sürükleniyordum. arkadaşlarımı göremiyordum,  pazar sabahı bile yöneticimden gelen telefonla kahvaltıyı bırakıp işin başına geçiyordum.

çok umut vaat eden girişimlerin, işin içine girdikçe küf kokmaya başlamak gibi kötü alışkanlıkları var. ayrıntılara girmeyeceğim – sadece şunu söylemem yeter, evden çalışma maceram çok uzun sürmedi.

kendi adıma çok tatsız bir başlangıç yaptığım ve sosyal hayattan tamamen koptuğum için evden çalışma konusuna hala pek sıcak değilim ama ofis dışında çalışmayı seviyorum – hatta birçok açıdan da verimli geçiyor.

peki şimdi mi? geçici bir süre evden çalışacağım. oğlum, yanıbaşımda uzay mekiği uçurup tırlarını dolaştırıyor. bana uzaktan toplantılarda ses yapmayacağına dair söz verdi ama daha 5 yaşında. onun için iş hayatının anlamı, annenin bilgisayar başında çalışması. yine de yanında olmama rağmen benimle oyun oynamadığı için nazlanmasını ve tam bir dram adamcığı olarak kendini ara ara gidip koltuğa bırakmasını saymazsak fena bir gün geçirmedik.

muhtemelen ilk kez evden çalışmaya başlayanlar, zaman yönetimi konusunda oldukça zorlanacak ama her şeyi öğrenmenin bir yolu var. bence insanlar çalışmak ve verimli olmak için fiziksel ofislere zorunlu olmadıklarını anlamalılar. yöneticiler de yönetici olduklarını anlamak için dört bir yanlarında koşuşturan insanlara ihtiyaç duymadıklarını.

hepimize iyi geceler & iyi şanslar.

via GIPHY

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir